Çoğu kitaba "çocuk kitabı" damgası vurarakgeçmişe gömeriz. Varsa bi kütüphanemiz belki birgün çocuklarımız falan okur diye rafa kaldırıp ömür billah kapağını açmayız. Bazen içlerinde küçükken taam oalrak kavrayamayacağımız mesajlar olabilir. Hatta belki Küçük Prens'de olduğu gibi doğrudan bir gönderme bile olabilir. Sormaya kalksak çoğu insan içindeki çocuğu öldürmemiştir. İçinizdeki çocuğu 5 dakikalığına ödünç alıcam :)
"Alice Harikalar Diyarında'yı şöyle böyle herkes bilir. Çocukken okuduğumuz bir çocuk romanıdır, Ya da çizgifilm olarak izlemişizdir. Fakat sanırım böyle yaparak kaçırdığımız şeyler var. Gerçekten güzel şeyler var. Felsefi anlamda bile...
Kitapta şöyle bir dialog geçer:
Alice came to a fork in the road. "Which road do I take?" she asked.
"Where do you want to go?" responded the Cheshire cat.
"I don't know," Alice answered.
"Then," said the cat, "it doesn't matter."
~Lewis Carroll, Alice in Wonderland
Türkçe meali ise yaklaşık olarak şöyle:
Alice bir yol ayrımına gelmişti. "Hangi yolu seçmeliyim?" diye sordu.
"Nereye gitmek istiyorsun?" diye sordu Çizgili kedi.
"Bilmiyorum." dedi Alice.
"O zaman" dedi kedi, "farketmez."
~Lewis Carroll, Alice Harikalar Diyarında
Bir düşündüm de, gerçekten ne yapacağımıza karar vermek için o kadar fazla vakit harcıyoruz ki. Gideceğimiz yerlerden kıstığımızın farkında değiliz. "Nereye gitmek istiyorum?" diye sormalıyız kendimize. Cevap "bilmiyorum"sa yola devam... Hangi taraftan mı? Ne bileyim karar veremiyorsanız bırakın bozuk para sizin yerinize karar versin. :)
Dip not: Arkadaşlar bişeyler karalamak için yakıt olarak yorum kullanıyorum yorumlarınızı esirgemeyin :)




5 yorum:
hehe:D kuccukern okumustum ama tam olarak hatirlamiyorum ne oldugunu,ama guzel bir hikayeydi,babam bana dedi bence okumustum kucceken sende oku bari diye.bence bu hikaye olmez:)
Pişman olma korkusudur çoğu zaman insanı kararsız bırakan ama kararsızlık varsa, işin ucunda gerçekten ciddi bir amaçta yoktur demek... Evet, bu kitabı tekrar okumalı:)
Karar veremiyorsan bırak hayat nereye götürürse adamı... Hayattan daha deneyimli bir yol gösterici bulunabilir mi? :)
Çocuk kitabı denilen kitapların gerçekten "çocuklar için" olduğuna fazla inanmamak gerekli :). Zira şu ana kadar okuduğum kitaplar arasında gördüğüm en etkileyici kitap "Küçük Prens" idi.
Küçük Prens'ten örnek iki bölüm: "Astreoid B612 üstüne bütün bunları anlatmam, size numarasını bildirmem, büyükleri memnun etmek içindir. Büyükler sayılardan hoşlanır. Onlara yeni bir dostunuzdan söz açtınız mı, hiç bir zaman size önemli şeyler sormazlar.Hiçbir zaman: 'Sesi nasıl? Hangi oyunları sever? Kelebek toplar mı?' diye sormazlar
'Kaç yaşındadır? Kaç kardeşi var? Kilosu nedir? Babası kaç para kazanır?' diye sorarlar. Sonra anladıklarını sanırlar. Büyüklere: 'Pembe kiremitten bir ev gördüm, pencerelerinde çiçek saksıları vardı' dersiniz, o ev gözlerinin önünde bir türlü canlanmaz. Onlara: 'Yüz bin franklık bir ev gördüm.' demeniz lazım. Derhal: 'Ne güzel ev!' diye bağrışırlar."
"Bir gün bana: 'Onu dinleseydim keşke!' dedi. Çiçeklere kulak asmamalı. Onları yalnız seyretmeli, koklamalı. Benim gezegenime mis gibi kokular saçıyordu. Ben zevk almasını bilemedim. Şu kaplan meselesine canım sıkılacağına, gülümseseydim ne olurdu?'
Daha da açılarak:
'Ben onu hiç anlayamadım, dedi. Söylediğine değil, yaptığına bakmalıydım. Kokular saçıyor, içimi açıyordu. Ne diye bıraktım gittim onu. Nazlarına rağmen beni sevdiğini anlayamadım. Çiçeklerin bir günü ötekine uymaz. Gençtim, toydum işte, bilemedim onu sevmesini.'"
çok güzel bi nokta yakalamışsın!
Yorum Gönder